Apr 29, 2012

Posted in Güncel Haberler, Yenilikler | 0 Yorum

2012 Mazda CX-5 İlk Sürüş

Mazda’nın Skyactiv adını verdiği çok önemli teknolojileri ile sıfırdan geliştirilen ilk model olma özelliğindeki CX-5 Türkiye’de de tanıtıldı ve piyasaya sürüldü. Bu hafta sonu, Kemer Golf & Country Club’da bir etkinlikle de deneme sürüşü etkinliğinde aracı kullanma fırsatı buldum.

Hatırlarsanız geçen yıl IAA Frankfurt Otomobil Fuarı’nda Mazda CX-5’in dünya prömiyerinde bulunma fırsatım olmuştu ve aracı yakından görmüştüm. Mazda’nın motor ve aktarım teknolojileri direktörü Susumu Niinai ve Avrupa tasarım şefi Peter Birtwhistle ile birebir görüşmeler yaparak bu ve bu yazıda Skyactiv ve CX-5’i özetlemeye çalışmıştım.

CX-5’i kullanıp detaylıca incelediğim konuların ürüne nasıl yansıdığını bizzat deneyimlemek için de heyecanla bekliyordum açıkçası. Böylece, lansmanından, tasarım ve geliştirme aşamalarından itibaren çok yakından takip ettiğim bir modelin hikayesini kendi ölçeğimde tamamlayabileceğim.

CX-5 sürüş gözlemlerime geçmeden önce Mazda’nın Skyactiv konusunu şahane bir şekilde özetleyen, adeta otomotive giriş dersi niteliğindeki şu kısacık videoları paylaşmak istiyorum önce. Böylece Mazda’nın ürün geliştirme yaklaşımı çok daha iyi anlaşılabiliyor.

Ben etkinlikte düz vitesli CX-5 modeli kullanmayı tercih ettim. Gerçi otomatik şanzımanın da rakiplerine göre önemli üstünlükleri var ama bir aracın hafifliğini, çevikliğini, dinamizmini anlamak için düz vites en doğru yolmuş gibi geliyor bana.

Kullandığım CX-5 2.0 benzinli 165 hp gücünde ve önden çekişli bir araçtı. 1345 kg toplam ağırlığıyla neredeyse yeni jenerasyon bir C hatcback ağırlığında olması beni daha araca binerken heyecanlandırıyordu. Araca girdiğimde önce küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. Çok dikkatlice yerleştirilmiş gibi duran kumanda kolları, düğmeler; hatasız bir yalınlık sunsalar da, alışılmışa meydan okuyan bir marka olan Mazda’nın, geliştirdiği teknolojiler gibi iç mekanda da bu farklılığı yansıtmasını bekledim biraz sanırım. CX-5’in iç mekanı son derece hoş ama biraz sıkıcı.

Yola çıkarken direksiyonun ufak boyutu ve üç kollu sportif yapısı hemen hoşuma gitti. Kullandığım aracın boyutu ve segmenti ne olursa olsun direksiyonunu sevmezsem araca ısınamıyorum ve sportiflik de direksiyonda en çok sevdiğim şey.

Ufak direksiyon kendinden beklediğim gibi gayet doğrudan komutlarla aracı yönlendirmeme izin vererek beni memnun etti. Ana yola doğru biraz dar ve engebeli orman yolunda giderken kompakt SUV denen bu segmentin arazi için kullanım düşünülerek geliştirilmese de arazide de rahatça kullanılabildiğini hatırlayarak yüksek sürüş pozisyonunun keyfini çıkardım.

Ana yola çıktığımızda direksiyondan da güzel bir özelliğini keşfettim CX-5’in: şanzımanı. Kısacık bir vites yolu, klik ve trak arasındaki o en güzel vites değiştirme hissi ve araca muhteşem şekilde güç aktaran kusursuz bir oranla dizilmiş aralıklar… Yolda trafiğe göre hızlanıp yavaşlarken sanki çift kavramalı bir şanzımanın beyniymişim gibi sürekli bir aşağı, bir yukarı değiştirip durdum vitesi ve bundan müthiş bir keyif aldım!

Biraz daha ilerledikten sonra CX-5’in bir yavru SUV olduğunu unutup onu ağırlık merkezi yere yakın normal bir otomobil gibi kullanmaya başlamıştım bile. 3.000 devir/dakikaya kadar gayet sessiz bir mekan sunan motor, yüksek devirlere doğru motive edildikçe normal beslemeli motorların o kendilerine has güzel sesini de benden sakınmadı neyse ki. 165 hp güç ve 1345 kg ağırlık aslında çok da yüksek bir oran sunmuyor ama sektörün yeni gözdeleri aşırı beslemeli ve turbo motorlardan daha geniş bir devir aralığında yüksek tork sunmasıyla en yüksek gücünü sürücüsüne düzenli bir şekilde hissettirerek kesintisiz bir keyif sunuyor.

Çıkış noktamıza geri dönerken Mazda’ın sürücü otomobili olma iddiasını 15 dakika içinde bana kanıtladığını farkediyorum. Skyactiv teknolojilerinin yol üzerinde verdiği his, kağıt üzerindeki veriler kadar etkileyici. CX-5 kompakt segmentteki araçların çevikliğinden vazgeçemeyip SUV konforuna geçmekte tereddüt edenler için çok iyi bir seçenek. 2.2 dizel otomatik model kendi sınıfında gayet rekabetçi olacak gibi görünüyor. 2.0 benzinli düz versiyon ise çok daha niş bir kitleye hitap edecek çarpık vergi sistemimiz yüzünden.

Öne çıkan güzellikler:
– Şanzıman
– Direksiyon
– Süspansiyon
– Toplam sürüş hissi

Çok da hoşuma gitmeyenler:
– Bilgi eğlence sistemi arayüzü
– Kapıları içerden açmak
– İddiasız iç mekan

Son not: Mazda Türkiye ekibi gerçekten iyi bir organizasyon gerçekleştirdi. İkramlar bir çok premium markanın etkinliklerinden çok daha üstün olduğu gibi, sürüş için araç başında sıra beklemeye gerek kalmadan isim anonsu yaparak davet etmek gibi mantıklı çözümlerle davetlilerin vakitleri de daha iyi düzenlenmiş oldu. Genel müdür Nurkan Yurdakul’un her davetliyle birebir ilgilenmesi de örnek bir marka davranışı olarak dikkatimi çekti.